The Witcher: 1. Sezon İncelemesi

The Witcher: 1. Sezon İncelemesi

Andrzej Sapkowski'nin aynı isimli popüler bir video oyunu serisine de kaynaklık eden fantastik roman serisinden diziye uyarlanan The Witcher, geçtiğimiz yıl sonunda Netflix'te izleyici karşısına çıktı.Daha yayınlanmadan 2. sezon onayını almasıyla dikkat çeken The Witcher, dizi dünyasının en merak edilen projeleri arasında yer almıştı. Netflix'in dizinin tanıtım kampanyaları için büyük bir yatırım yapmış olması ve başrolünde DC Genişletilmiş Evreni’nin Superman’i olarak tanınan Henry Cavill gibi popüler bir oyuncunun bulunması da, dizinin adını geniş kitlelere duyurmasında oldukça etkili oldu. Game of Thrones'dan sonra televizyondaki fantastik dizi boşluğunu dolduran The Witcher, roman ve oyunseverlerin beğenisini kazandı.

Dizi, doğaüstü güçlere sahip bir yaratık avcısı olan Rivialı Geralt'ı odak noktasına yer alıyor ve Geralt’ın maceraları üzerinden kader ve aile hakkında bir öykü anlatıyor. İnsanların çoğu zaman yaratıklardan bile daha kötü olduğu bu dünyada yalnız takılmayı tercih eden Geralt’ın yolu, güçlü bir büyücü olan Yennefer ve genç prenses Ciri ile kesişiyor. Üçlünün bu tehlikeli Kıta’da hayatta kalabilmek için bir araya gelmesi ve güçlerini birleştirmesi gerekiyor. The Witcher, yarattığı dünyayla sıradan bir fantastik diziden ayrılıp, kendi kurallarını inşa ediyor. Özellikle ilk beş bölümünde izleyicisine bu dünyayı tanıtma yoluna gidiyor. Bunu da sıradan bir kurguyla anlatmayı tercih etmiyor. Bu durum, özellikle romanları hiç okumayan ve oyunları oynamayan izleyiciler için kafa karıştırıcı noktalara gidebiliyor ve izleyicilerin The Witcher’ın dünyasına girmesinde büyük bir engel teşkil ediyor. Mesela önceki bölümde öldüğünü gördüğünüz karakteri, sonraki bölümde görmek gibi. Bu da dizideki ana karakterlerin farklı zaman çizgilerinde yer almış olmasından kaynaklanıyor.

Konuyu detaylandıracak olursak; aldığı eğitim sonucunda çok güçlü bir büyücü olan Yennefer karakterinin hikâyesi, en eski zaman çizelgesi olarak dizide varlık gösteriyor. Yennefer'in hiç yaşlanmaması ve hep aynı görünmesi bu durumu destekliyor. Daha sonra Geralt devreye giriyor ve byükannesini ve büyükbabasını kaybettikten sonra süt dökmüş kediye dönen, sezon boynuca oradan oraya koşturan Ciri’nin sahneleri ise şimdiki zamanda geçiyor. Bu noktada dizinin Of Banquets, Bastards and Burials – Şölenler, Piçler ve Cenazeler isimli 4. bölümüne yakından bakmak gerekiyor, çünkü bu bölüm karakterlerin zaman çizgilerini çözmemizi sağlıyor. 4. bölümde Yennefer, kraliyet ailesinin iki üyesiyle tanışırken; aynı bölümde Geralt’ın sahneleri, 30 yıllık bir zaman atlamasına karşılık geliyor. Yine bu bölümde Geralt, Ciri’nin ilk bölümlerde öldüğünü gördüğümüz büyükannesi Calanthe ile tanışıyor. Geralt’ın, kullandığı Şaşırma Hakkı büyüsü yüzünden Ciri ile kaderlerinin bir noktada kesişeceğini de bu bölümde öğreniyoruz. Nitekim sezon finalindeki sahnede Geralt ve Ciri'nin karşılaşması da, dizinin birçok izleyici için kafa karışıklığına sebep olan zaman çizginin çözülmesine neden oluyor. 5. bölümden sonra karakterlerin hikâyesine derinlik katan dizide, bir noktadan sonra taşlar yerine oturmaya başlıyor.

Dizinin karanlık atmosferi de, Geralt'ın yaşadığı dünyayı başarılı bir şekilde tasvir ediyor. İnsanların çoğu zaman yaratıklardan bile daha vahşi bir şekilde tasvir edildiği bir dünyada geçiyor, dizi. Kullanılan görsel efektler de insanın içindeki kötülüğü dışarıya vurmasında oldukça etkili. Bu karanlık atmosfer, dizinin yer yer gore estetiğini andıran sahneleriyle daha gerçekçi bir ton kazanıyor. Hâliyle bu durum, canavarların ve büyücülerin kol gezdiği bu dünyadaki acımasızlığı izleyiciye başarılı bir şekilde yansıtıyor. Geralt’ın yolculuğu sırasında karşılaştığı ozan Jaskier ise dizinin mizahi tonunu oluşturuyor ve dizinin karanlık atmosferine bir güldürü unsuru getiriyor. Dizinin iyi çekilmiş savaş ve dövüş sahneleri, başarılı görüntü yönetmenliği ve müzik kullanımı, dizinin atmosferindeki artı unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. En başta içine girilmesi zor olan anlatının 5. bölümden sonra rayına oturması, son üç bölümdeki olaylara yoğunlaşmamızı kolaylaştırıyor.

Nilfgaard'ın yükselen gücü Kıta için tehlike oluştururken; 8. bölümde Yennefer ve diğer büyücülerin direniş mücadelesi de sezonun akılda kalıcı sahnelerinden birini oluşturuyor, dahası bu sahne Yennefer'in gücünü izleyiciye gösteriyor ve 2. sezonda bunun daha fazlasını göreceğimizin sinyalllerini veriyor. Geralt, karşısına çıkan düşmanlara karşı kendisini korurken; Şaşırma Hakkı'na ilişkin yükümlülüğünü gözden geçiriyor. Sezon boyunca yolunu bulmakta zorlanan Ciri'nin, Geralt ile bir araya gelmesi ise bu karakterin 2. sezondaki hikâyesinin temelini oluşturuyor. İlk sezonda daha çok  Yennefer'in hikâyesini ilmek ilmek işleyen dizinin, 2. sezonda Ciri'ye daha fazla odaklanacağı tahmin etmek çok da zor değil. Hem kitaptan hem de oyundan esinlenen The Witcher, Geralt, Yennefer ve Ciri’nin birbirinden ilginç maceralarını izleyiciye aktarmaya 2. sezonda devam edecek.


Comment Empty

Henüz bir yorum yapılmadı.

0 yorum