Espor takımları mı? Espor kulüpleri mi?

Espor takımları mı? Espor kulüpleri mi?

hoklu hoklu 25-02-2019
Worlds 2018 veya The International 8 gibi dünyanın en büyük espor organizasyonlarının ardından en çok göze çarpan şeylerden biri de takımların (Cloud9, Fnatic gibi) finansal ve organizasyonel yapıları oldu. Peki Türk esporu veya diğer ülkelerin espor sektörü bu noktaya neden henüz gelemedi?

Her şeyden öte bir izleyici olarak veya izlemeyi de geçelim, bir iktisatçı olarak takımlara ve organizasyonlara baktığımda, bu sektöre dair raporları, yatırımları, fonları, ajansları ve insanları incelediğimde bazı şeyler zaten ortaya çıkıyor. Örnek olarak geçtiğimiz aylarda yüklü miktarda yatırım alan ve her şeyden önce bir “aile şirketi” olan Cloud9'ı ele alalım. Herkesin diline dolanan 50 milyon dolarlık yatırımın arkasında 13 oyunda faaliyet gösteren, uluslararası çapta partnerleri & sponsorları olan, hedefi ulusal değil daha çok uluslararası turnuvalar ve organizasyonlar olan, yani gerçekten bir espor kulübü olan bir Cloud9 var.

Ayrıca bu görünen yüzün arkasında, bu işi bilgisayar oyunundan ziyade profesyonel bir “spor” olarak gören, dolayısıyla bizim o her hafta izlediğimiz maçların ardında antrenmanıyla, yemeğiyle, uykusuyla, sporuyla, sağlığıyla, analiziyle tıpkı bir futbol takımı, basketbol takımı gibi çalışan bir takım, bir “spor kulübü” var. Yani işi sadece bireysel veya takım antrenmanı olarak görmeyen, birkaç iyi bilgisayar ve bir gaming house olarak görmeyen ve yatırımcısıyla, oyuncusuyla, takım sahibiyle, aşçısıyla, analistiyle hatta taraftarıyla bilinçli ve disiplinli bir ekip var.

Yatırımcı disiplinli, çünkü her ne kadar ilk amacı bu işten para kazanmak olsa da bu paranın nasıl kazanılacağını düşünmekte ve oluşturulan kısa-orta-uzun vadeli iş planının gidişatını, şirket kültürünü ve prensiplerini ve potansiyeli aktif olarak takip etmekte. Oyuncular disiplinli, çünkü önündeki turnuvaların, organizasyonların kendi prestijini ne kadar yükselteceğinin farkında, bulundukları “şirketin” konumunun ve büyüklüğünün farkında, her şeyden öte profesyonel bir “sporcu” olduklarının farkında. Koç ve analistler disiplinli, çünkü ellerindeki oyuncuların performanslarının kendi performanslarıyla doğrudan ilişkili olduğunun farkında. Diğer kulüp personelleri disiplinli, çünkü yaptıkları işin bir bilgisayar oyunundan ziyade olmadığının, ortada bir kurumsallığın ve profesyonel bir “işin” olduğunun farkında.

Bu saydıklarım zaten Türkiye’deki “espor” takımlarının durumunu da göstermekte. Türk espor takımlarına baktığımızda, temel olarak 1 veya 2 oyunun (o oyunların hangileri olduğu da tahmin ediliyordur) üzerine yoğunlaşıldığı ve yine temel olarak yerel organizasyonların hedeflendiği, BENCE, fazlasıyla açık. (Tabi son zamanlarda diğer birçok oyun için özellikle yabancı kadrolarla anlaşan espor takımları veya bünyelerinde ülkemizde pek ilgi görmeyen oyunların sporcularını barındıran takımlar görülmekte ve daha önceki durumlarına göre hızla gelişmekteler ancak ülke genelinde bir değerlendirme yapacak olursam durum pek iç açıcı değil.) Dolayısıyla, bu sektöre sadece gaming house veya kadro kurmak olarak bakılmadığı zaman, sadece "marka görünsün" diye reklam verilmediği zaman, Türkiye’de kupa kazanalım yeter denilmediği zaman, yani kısaca son yıllarda içi boşaltılan kurumsallaşma ve profesyonellik kavramlarının içi yeniden doldurulduğu zaman bu spor daha çok insana ulaşacak ve Türkiye'de de diğer sporlarla yarışacak kıvama gelecektir.

Comment Empty

Henüz bir yorum yapılmadı.

0 yorum