Ağır Nostalji: Twinsen’s Odyssey

Ağır Nostalji: Twinsen’s Odyssey

Bir insan, dün ne yediğini, geçen yıl hayat hakkında ne düşündüğünü unutabilir; fakat çocukluğu sürekli olarak hatrında kalabilir. 90’ların çocukları bu sözün gerçeğe dönüştüğü belki de son jenerasyon olabilir. Sokakta oynayan, hayatın içinde yaşayarak büyüyen kişiler olsak da; hâliyle dalga dalga gelen konsept işlerin o yıllarda bile çok küçük yaşta hastası olan kişilerdik.Ağır Nostalji yazı dizisinin ilk inceleyeceği oyun işte tam da o dönemde Adventure dinamiğiyle birçok çocuğun hafızasına kazınmış bir oyun olan ‘’Little Big Adventure 2: Twinsen’s Odyssey’’ olacak. Koltukları hazırlayın, çünkü İthaka Kralı Odysseus’un yıllardır eve dönememe hissiyatını andıran ve bizi müziğiyle anında çocukluğumuza geri döndürüp, tam da orada hapsedecek bir oyundan bahsedeceğiz.


 

 

Serinin ikinci parçası

Little Big Adventure oyun serisinin ikinci parçası olan Twinsen’s Odyssey; dağıtımına 1997 yılında başlanan ve 90’ların son çeyreğinde popüler olan bir oyundu. İki farklı kamera açısı sunan oyun 3 boyutlu bir adventure deneyimi sunuyordu. Intermediate seviyeyle rahatlıkla oynanabilecek bir İngilizce dile sahip oyun, elbette o yaştaki biz çocuklar için ‘’o ne demek istedi şimdi?’’ hissiyatıyla oynayabileceğimiz bir akış içerisindeydi. Oyun; aynı zamanda baş karakteri de olan büyücü-gezgin Twinsen’ı yönlendirerek yaşadığımız Citadel Island’a huzur getirmeye çalışan bir hedefi de ortaya koyuyordu.

Görsel: Jia YikeGörsel: Jia Yike

Twinsen’ın çilesi

Oyun esasında bir yolculuk akışında olsa da bu yolculukta yaptığımız mücadeleler geriye uzun bir oynanış süresi bırakıyor. ‘'Twinsen köprü çöktü koş!’', ‘'Twinsen dinozora ilaç lazım’', ‘'Çocukları kurtar!’', ‘'Yağmuru durdur’', ‘'Uzaylılara dikkat et’' gibi birçok görev sonucunda bir bakıyorsunuz ki 18 saat oynamışsınız ve ana hikâyenin ancak yüzde 10’unu bitirmişsiniz.

Twinsen Odyssey tüm görevleriyle birlikte kullanıcıya 20 saati aşkın bir oyun deneyimi sunuyor.

Oyun esnasında farklı gezegenlere ve bölgelere yaptığınız yolculuklarla gözlemlediğiniz ırklar, toplulukların birbirleriyle ilişkileri ve sınıfsal yapıları da ‘’bir çocuk oyunu’’ olarak lanse edilen kurgu için fazlaca ayrıntılıydı. Oyun zaten olması gerektiği zorlukta, çocukları düşünmeye, uğraşmaya ve sabretmeye itecek bir düzlemde bulunuyordu.

 

 

Bugünün eksiği dünün fazlalığı

Modern günümüz konsol, platform, bilgisayar oyunlarında genel olarak gördüğümüz eksikleri toplayacak olursak herhalde oynayıcıya herhangi bir yaratıcılık, etkileyicilik sunmama merkezinde buluştuğunu görürüz. Evet, yeni oyunlar grafik ve oynanış kolaylığı ile iyi bir deneyim sunsa da, oyunlardaki genel atmosfer, konsept ve hikaye eksikliği bu deneyimdeki en önemli parçası eksik bırakıyor: Duygusal bağ. Twinsen’s Odyssey’in bunu gayet başarılı bir şekilde yaptığını belirtebiliriz. Oyun akışı içerisinde çeşitli bulmacalar, mekan ve coğrafyaya göre değişen doğru konumlandırılmış atmosferler, hikâye ve elbette müzikler; kullanıcıyı doğrudan zamansızlığa, yaşadığı andan kopararak yeni bir düzleme çekebiliyor. Zaten doğru bir konsept işin etkileyeceğini de kişiyle kurulan bu bağ göstermekte. Seni yaşadığı andan farklı bir zamana ya da zamansızlığa itebiliyor mu? Twinsen’s Odyysey için buna ‘’kesinlikle’’ yanıtını verebiliriz.

 

 


Comment Empty

Henüz bir yorum yapılmadı.

0 yorum